Ana Sayfa  Sohbet  Guzel sozler  Sağlık  Fıkralar  Arama İletişim

Menü

   Ana Sayfa
   Cet
   Sohbet
   Guzel sozler
 Çet odaları
 Cet Sitesi
 cet sohbet
 Dini BilgiLer
 Dini Hikayeler
 Fıkralar
 GeneL
 Güzel Sözler
 Hikayeler
 KLipLeR
 Komik VideoLar
 Msn Messenger
 Msn Nickleri
 Programlar
 Rüya Tabirleri
 Sağlık
 Sohbet SiteLeri
 Tv DiziLeri
 Videolar
 Yabancı Filmler
 Yemek Tarifleri
 YerLi Filmler
 Şarkı Sözleri
 Şiirler
    İletişim

 Unutulmayan Aşk






çet

Okunma

1787

Unutulmayan Aşk

Unutulmayan Aşk

Trenin ardından giden arkadaşımın beni göremeyeceğini bildiğim halde alışkanlıkla el salladım. İlkokul yıllarından arkadaşımdı. Birkaç gün misafirim olmuş şimdi de evine dönüyordu. Akşam serinliği kendini hissettiriyordu. Bir çift göz beni izliyormuş gibi geldi. Çok üstünde durmadım. Tren garında banklara oturup, sigaramı bitirmeye karar verdim.
Sağ elimle sigara mı tutarken açıkta kalan diğerini soğuktan korumak için ceketimin cebine soktum. Çalıştığım banka kapanmak üzereydi. Müdür yardımcısıydım. Eşimin babası etkili bir adamdı. Beni sevmese de kızının hatırını kırmayıp bana iş bulmuştu. Bankada kimse bana karışmaz, en azından benden iş yapmamı beklemezlerdi. “Eve mi gitsem” diye düşündüm. Eşim arkadaşlarıyla alışverişte ya da oyun partisindedir. Çocuğumuz da olmamıştı. Bizim hanımefendi çok yoğunmuş, birde çocukla uğraşamazmış. Bunları hatırlayınca sigaramı daha bir efkârlı içime çektim. Eve gitmekten vazgeçtim. İşe de gitmek istemiyordum. Bu sırada karşı banktaki beyaz elbiseli kadının bana bakıp gülümsediğini fark ettim. Emin olmak için etrafıma bakındım, kimseler yoktu. Ayaklarının dibinde hafif olduğu uzaktan bakıldığında bile anlaşılan küçük bir valiz vardı. Tekrar gülümsedi. Artık emindim. Bana bakıyordu. Sigaramı nereye gittiğine bakmadan fırlattım. Kalktım yanına gittim. Yaklaştığımda seslendi:
“ Tanıyamadın değil mi? İnsan hiç ilk göz ağrısını unutur mu?”
Şaşkınlığım büyüktü. İlk şoku atlatıp yanına oturdum. Eski sıkılgan, mahcup tavırlı Filiz değildi. Bana seslenmesinden ve ses tonundan ne kadar çok değiştiğinin farkına varmıştım. Neler olduğunu öğrenmek için can atıyordum.
“ Ne işin var burada?”
İlk baştaki taşkınlığı kayboluverdi. Bir şeylerin ters gittiğinin farkına vardım. Anlatmasını beklerken ceketimi çıkarıp omuzlarına astım. Kısık sesle teşekkür etti. Sonra sesini biraz yükseltip anlatmaya başladı. Ben onu terk ettikten sonra içine kapanmış, kimselerle konuşmamış. Ailesi de düzelir diye evlendirivermiş. Kocası içkicinin biriymiş. Filiz anlatırken sesler kulaklarımda uğuldamaya başladı. Ona yaptıklarımı düşündüm. Karşı komşumuz Sevim Teyzenin kızıydı. Birbirimizi deliler gibi severdik. Zamanla ona olan ilgimi yitirdim. Gözüm yükseklerdeydi. Bir gün kimseye haber vermeden kendimden on yaş büyük ama zengin bir kadın olan şimdiki eşim için evi terk ettim. Veda bile etmedim. Babam bir yıla kalmadı vefat etti. Annem de babamdan ayrı çok yaşamadı. Böylece memleketimle olan bütün bağım kopmuş oldu. Tekrar Filiz’in konuşmalarını duymaya başladım. Bitmesini beklemeden:
“ Nerede kalacaksın? Seni bırakmam.” dedim.
Cevabı gözleriyle verdi:
“ Olur, ama seni zor durumda bırakmak istemem.”
Bende bu sesiz konuşmaya devam ettim:
“ Seni çok üzdüm. Bunu bari çok görme bana.”
Razı olduğunu belli eden bir hareketle boynunu büktü. Bir elime valizini aldım diğer elimle de kalkmasına yardımcı oldum. Taksi durdurdum ve onu bildiğim bir otele götürdüm. Yanında nüfus kâğıdı olmadığı halde beni tanıyan resepsiyondaki çalışan sorun çıkarmadı. Otel çalışanlarının ne düşündükleri umurumda bile değildi. Odasına kadar çıkardım. Odadan çıkarken elimi tuttu:
“ İtiraf etmeliyim ki seni görünce çok heyecanlandım. Bu kadar yardımcı olacağını tahmin etmezdim.”
Onu gördüğümden beri ilk defa korktum. Başka şeyler de itiraf edecek diye… Aşırı romantikleşen ortamı değiştirmek için konuşmayı değiştirmek istedim:
“ Yarın uğrarım. Bu akşam iyice dinlen.”
Otelden hızla ayrıldım. Eve kadar kafamda bin bir düşünce gezindi. Her şey öyle hızlı olmuştu ki neden kaçtığını bile soramamıştım. Belki de tren garında anlatmış ben duymamıştım. Ona yardımcı olacaktım. Suçum büyüktü. Gerçi beni hiç suçlamadı. Gözlerinde sevgi parıltıları vardı. İkimizde evlenmiştik ama anlaşılan beni unutamamıştı. Eşim geç saatlerde eve geldi. Olan bitenden bahsetmedim. Zaten ne diyecektim ki: “Eski sevdiğim geldi, onu otele yerleştirdim, yarın da yanına gideceğim.” diyeceğim. Eşim de: “ İyi olmuş kim olsa aynısını yapardı.” mı diyecekti. Ertesi günü zor ettim. Sabah işe gitmeden otele uğradım. Daha uyanmamış, rahatsız etmedim. Öğle arası onu şehrin lüks lokantaların birisine götürdüm. Konuşmadan yemeğimizi yedik. Anlatacak çok şey vardı ama biz sadece anın tadını çıkartıyor, sessizce bu mutluluğu özümsüyorduk.
Aradan birkaç gün geçti. Ben ne yaptığımı hiç düşünmüyor sadece onunla olmanın verdiği mutluluğun tadına varıyordum. Birkaç kere “Kocan seni aramıyor mu” diye soracak oldum ama net bir cevap alamadım. Kocasının arasa da bulamayacağını, zaten kendisini sevmediği için çok da aramayacağını söyledi. İşime geldiği için çok üstelemedim. Geldiğinin beş ya da altıncı günüydü. Otele vardığımda Filiz’i telaşlı gördüm.
“ Kocam burada, beni öldürür. Ne olur yardım et?”
Filiz’i sakinleştirip olayı tek tek anlatmasını istedim. Kocasını şehir meydanında yanında iki polisle görmüş. Hemen kaçıp otele dönmüş ve beni beklemiş. Anlattıktan sonra korkmamasını benim yanımda ona kimsenin bir şey yapamayacağını söyledim. Kaçmakta ısrar ediyordu. Ben ne kadar “korkma” desem de:
“ Senin ailen var, başına bir iş gelsin istemem” diyor, başka bir şey söylemiyordu. Oturup sakin kafayla düşündüm sonra da planımı açıkladım:
“ Karımın birkaç parça kıymetli takısını alır sana veririm. Sende bu şehirden uzaklaşır, bir müddet ortalarda görünmezsin. Kocan seni aramaktan vazgeçip olay unutulunca geri dönersin. O zaman ne yapacağımıza karar veririz.”
Susuyordu ama gözleri planımı tasvip ettiğini belli ediyordu. Daha fazla konuşmadan odasından ayrıldım. Keşke birikmiş param olsaydı da eşimin takılarını çalmak zorunda olmasaydım. Bir an yanlış yaptığımı, Filiz’in beni kandırdığını düşündüm. Bu fikir geldiği kadar hızla gitti. Onun bana âşık olduğu her halinden belliydi. Planımı geliştirip eksiklerini düzeltmek için işten erken çıktım. Takıları alacak sonra yoklukları belli olana kadar hiç sesimi çıkarmayacaktım. Karım en az beş on gün farkına varmazdı. O zamana kadar bir mazeret bulurdum. Hırsızlık süsü vermekte güzel bir çözüm olurdu.
Ertesi sabah evden (ç)aldığım takı ve üstümdeki parayı Filiz’e verdim. Akşam tren garında buluşmak için sözleştik ve ben son zamanlar iyice boşladığım işe gittim. Gün geçmek bilmedi. Geleli bir hafta ancak olmuştu ama hayatımı allak bullak etmişti. Heyecanla tren istasyonuna gittim. Kimseler yoktu. Saatler geçti Filiz hala gelmemişti. Artık eve dönme vaktiydi. Giden paralara yanmıyordum da kandırıldığıma üzülüyordum. Beni seviyor sanmıştım ama hepsi para içinmiş. Bir zamanlar o bana inanmış yanılmıştı, şimdi de ben ona kanmıştım. Bu üzüntü içinde eve gittim. Sürprizler daha yeni başlıyordu.
Eve girince dikkatimi ilk masanın üstündeki takı kutusu dikkatimi çekti. “Bizim hanım ne kadar çabuk fark etmiş” diye düşündüm. Ne dersem daha ucuz atlatırım diye düşünürken salonda eşimi ve karşısında oturan Filiz’i gördüm. Daha fazla heyecanı kaldıracak gücüm kalmamıştı. Şaşkınlığım meraka döndü ve sordum:
“ Neler oluyor burada?”
Karım hışımla oturduğu yerden kalktı ve:
“ Sen açıklamak ister misin?” diye haykırdı. Filizle göz göze geldik. Gözlerinde o istasyonda ilk gördüğüm zamanki parıltı vardı. Her şey netleşmeye başladı. Filiz tesadüfen beni görmemişti. Öç almak içindi bütün bunlar. Beni kandırmıştı. Karım benden cevap alamayınca kendisi konuşmaya başlamıştı:
“ Bir haftadır ne neler karıştırdığını biliyorum. Şu kadın insafa gelip takılarımı getirmeseydi bu akşam kaçacaktınız değil mi? Şu garip kadının suçu yok, bütün suç sende tabi. Al alacaklarını gözüm görmesin seni!”
Daha fazla durmaya gerek yoktu. Kapıyı çarpıp çıktım. Aslında kimseye kızmıyordum. Kendi ahmaklığıma yanıyordum. Yıllar önce yaptığım hatanın cezasıydı tüm bunlar. Ayaklarım beni istemsiz olarak tren istasyonuna götürdü. Bundan daha kötüsü olamazdı. Sigaramı yaktım. Geçen hafta bu istasyon bana ne şirin görünmüştü şimdi ise ne kadar soğuk ve kaba geliyordu. Yavaş adımlarla birisi yaklaştı ve gelip yanıma oturdu. Filizdi. Kızgın değildim. Cevabını bildiğim halde sordum:
“ Niye yaptın bunu?”
“ Seni seviyorum.”
Beklediğim cevap bu değildi. Şaşırdım. Artık bir önemi olmasa da merakımdan sordum:
“ Beni seviyordun da neden bu kadar bekledin?”
“ Ayrıldığın günden beri bu şehirdeki akıl hastanesindeydim, on gün önce çıktım. Ailem beni burada dayımlarda biliyorlar. Bugün yarın beni almaya gelecekler.”
Başım zonklamaya başladı. İlk gördüğümde gözlerindeki o parıltı delilik parıltısıydı demek ki. Belki de yıllardır bana olan aşkının parıltısıydı. Ani bir kararla yerimden kalktım. Valizini aldım. Filizi de elinden tutup kaldırdım. Hiçbir şey sormadan bana itaat ediyordu. Bu saatte tren olmazdı.
Tren yoluna indim. Filiz’i de belinden tutup aşağı rayın üstüne indirdim. Ay ışığı altında tıpkı eski günlerdeki gibi yan yana rayların üstünde yürümeye başladık.


Etiketler :






  Yorumlar

 
irem - hayalet sevgilim


Etkin - hevesmi sandın


Eylem - mız mız


yıldız tilbe - ben senin varya


Tarkan - Vay Anam Vay


Mide delinmesine dikkat


Kalp Hastalarına 'Ramazan' Uyarısı


Abdest duaları


Vertigo nedir?


Yeni Fenomen Hayvan Sakalı


çet sohbet